arama

Kürdistan’da Unutulmuş Bir Kent: Ani Antik Kenti

Kürdistan doğal yapısı ve medeniyetlere ev sahipliği yapmasıyla tarih boyunca seyyahların ilgisine nail olmuştur. Kürdistan’da unutulmuş bir kent: Ani Antik Kenti başlıklı yazımızda sizler için Kürdistan’ın Kuzeyinde bulunan Ani Antik Kenti’ni tanıtmak istiyoruz. 
Ani Harabeleri
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Kundir Kundir

Kürdistan doğal yapısı ve medeniyetlere ev sahipliği yapmasıyla tarih boyunca seyyahların ilgisine nail olmuştur. Kürdistan’da unutulmuş bir kent: Ani Antik Kenti başlıklı yazımızda sizler için Kürdistan’ın Kuzeyinde bulunan Ani Antik Kenti’ni tanıtmak istiyoruz.

Kürdistan’da unutulmuş bir kent: Ani Antik Kenti

Gezgin Richard Wilbraham  1800’lerde Kürdistan’a yaptığı yolculuklardan birinden sonra şöyle bir not tutmaktadır: “Kürtlerin yaşadığı yerlerde yolculuk yapmak, kış aylarında, yaz aylarında olduğundan daha güvenlidir, çünkü ovaların, hayvan sürülerine otlak sağlayamadığında, köylerine çekilip, göçebe hayattan bir anlamda ayrılamayan nizamsız, yağmacı alışkanlıklarını geride bırakırlar.”

Ani Antik Kenti Kafkasya ile Kürdistan’ın birleştiği noktada, zamanında merkez konumundaydı Ani Şehri. İpek yolunun üzerine konumlanmış, 3 tarafı kanyonlarla çevrili, Alagöz ile Dumanlı Dağları arasında çıkmaz bir sokak gibi mezopotamyanın en ucunda tüm sahipsizliğine rağmen zamana meydan okumakta.

 

Ani Antik Harabeleri Önü Ermenistana uzanan Ani Kenti, sırtını yoksul Ocakçı köyüne dayamakta. Bir zamanların görkemli şehri, ticaret yollarının değişmesi, büyük depremler ve haritaları değiştiren savaşlarla insana mekan olmaktan vaz geçmiş ancak hala tüm ihtişamıyla en uç kent olarak ölüme direnmektedir.

 

Muadili Efes Antik kentinden katlarca büyük bu kent M.Ö. 5binli yılların başında insanlara mekan olmuş, 600 yıl kadar ipek yolu üzerinde en önemli ticaret merkezliği yapmış, 22 medeniyet görmüş, her uygarlığın izini bağrında mühür gibi saklamış, Kürdistan platosunun giriş kapısı, dönemin en zengin en büyük ve en etkileyici kenti namı diğer 1001 mabedli kent, şimdilerde dünya kültür mirası.

 

Ani Kenti’ndeki kazılar MÖ 900’lerde Urartu’lar döneminde inşa edilen bir şehir yapılanması olduğu anlaşılıyor. Hatta Ani ismini Urartular’ın yer tanrıçası An‘dan aldığı düşünülüyor.

 

Vaktiyle ‘Kırk Kapılı Şehir’, ‘1001 Kiliseli Şehir’ payeleriyle anılan şehir günümüzde‘Mabetler Kenti’ olarak anılıyor. Bunun nedeniyse kentte kilise, katedral, cami gibi farklı inançlara ait çok sayıda ibadet yeri bulunması.

 

Ani Antik Kenti, Kars’a 42 kilometre mesafede yer alan Ocaklı Köyü’nün hemen yanı başında bulunuyor. Kent, doğuda Aras Nehri’nin bir kolu olan Arpaçay’a kadar dayanıyor. Arpaçay’dan ötesi Ermenistan… Kuzeybatıda Bostanlar Deresi ile çevrilmiş. Güney ve güneybatıda ise bugün ilk destek duvarları yıkık olan kalın surlarla korunuyormuş.

 

Bir zamanlar 100.000 kişinin yaşadığı bu antik şehirde 300 yıldır kimse yaşamıyor. Yine de medeniyetlerin yaşarken bıraktıkları eserler hala ayakta. Ani’yi ölümsüz kılan da bu farklılıkların birlikteliği ve adeta resimli bir tarih kitabı gibi objektiflerin önüne geçmesi.

Gamalı Haçlı Surlar

Kenti Arpaçay’in yakasına kurulmuş, 10- ve 13. Yüzyıl arasında, 5 kilometre uzunluğunda çifte surlar çevrelemekteyken surların büyük bir bölümü yıkılmış, yıkılmayan 100-150 metre uzunluğundaki bölümü ise restore edilerek ziyaret edilebilir durumdadır. Gamalı Haçlı Surlar Dış kısımdaki sur ile iç kısımdaki sur arasında yaklaşık 5-6 metrelik bir mesafe var. Surların yüksekliği ise 7-8 metre civarında. Şehri Arpaçay’ın aktığı 100km’lik dik vadiye komşuluğu ise adeta bir başka sur görevi görmekte bu nedenle, doğal koruma altındaki nehir kıyısına surların yapılmadığı düşünülmektedir. Nitekim Nehir bugün  bile Ermenistan ile Türkiye arasında doğal bir sınır görevi görüyor.

Ani Harabeleri Efsanesi

Kars Ani Köyü

Ani Harabeleri Gamalı Haçlı Surları

Surlarda çeşitli motifler yer alıyorken özellikle Gamalı Haç da Surların çeşitli yerlerine ve ana girişlerinin üstüne çizilmiş durumdadır.

Yeri gelmişken belirtelim, bu Gamalı Haçların Hitler’in bayrağındaki Gamalı Haç’ın çağrıştırdıklarıyla tam bir tezat manası bulunmakta.

 

Gamalı Haçlı Surlar Bu haç insanlık tarihinin en eski kutsal figürlerinden biri olan Swastika, genelde Hint Avrupa kültürüyle bağdaştırılmıştır. Swastika aynı zamanda Mezopotamya’nın da kutsal sembollerindendir. Birçok uygarlık tarafından iyi talih ve barış getirmesi için tılsım olarak kullanılmıştı. Swastika (gamalı haç), Sanskritçe “iyi talih” ya da “iyilik” anlamına gelen svastika sözcüğünden türemiştir. İlk olarak Neolitik Avrasya’da görülen bu motifin (kancalı haç), güneşin gökyüzündeki hareketini temsil ettiği sanılmaktadır.

Doğu’daki kültürlerde, swastika Buda’nın bir sembolüdür aynı zamanda. Genellikle Asya’daki küçük ya da büyük tüm Buda heykellerinin üzerinde bulunur. İnanca göre, Budalara ait bu sembol derin ve kutsal anlamlar taşır. Uzun dönem boyunca iyi şans sembolü, saflık sembolü olarak bilinirdi. Naziler ise sembolün gücü ve saflığını “saf ırk” kurma doktrinine bağlamak istedi.İşaretin Nazi partisinin amblemi olması fikri ise diş hekimi Dr. Friedrich Krohn‘a ait. Krohn Svastika’yı 45 derece döndürüp, kırmızı zemin üzerine, beyaz bir dairenin içine koydu. Hitler de 7 Ağustos 1920′deki Salzburg kongresinde bu sembolü partinin amblemi yaptı.

Bu andan sonra da maalesef iyiliği, şansı temsil eden bu işaret akıllarımıza vahşeti, savaşı, kanı getirir oldu.

Medeniyetler Merkezi Ani

Hurriler, Urartular, Kimmerler, İskitler, Karsaklar gibi birçok farklı medeniyetin de aralarında bulunduğu 24 farklı uygarlık tarafından  yerleşim yeri olarak kullanılan kent kendisini zapteden kavimler tarafından defalarca yenilenmiş ve askeri amaçla kullanılmış . 1064 yılına kadar Bizans’ın yönetimindeki Ermenilerin hükmünde kalmış ve bu tarihten sonra sırası ile Selçuklu, Gürcü, Moğol ve Osmanlı egemenliğine geçmiş ve 16.yy’a kadar zenginliğini ve önemini korumuş.

Hem Ümit Burnunun keşfi ile İpek Yolu ticaret yolu olarak önemini yitirince, hem de Osmanlı 1575’de Karstaki kaleyi güçlendirip merkez ilan edince, Ani terk edilmiş. Ve 16. yüzyılın sonundaki kuvvetli depremde çoğu bina yıkılmış

Kars Ani Antik Köyü

Kars Ani Harabeleri

Binbir Kiliseli Kent

Ticari öneminin yanı sıra büyük bir dini önemi olan Ani, destanlarda ‘Binbir Kiliseli Kenti’ olarak geçiyor ve muhteşem kiliselere ev sahipliği yapıyor. Ani’nin manevi değeri Meryem Ana ve en büyük katedrali Meryem Ana’ya adanmış. Ayrıca İncil’in ilk dört bölümünün yazarı Matta, Markos, Luka, Yuhanna’ya adanmış insan, aslan, doğa ve kartal figürleri ile süslenen kiliseleri var.

 

Sadece Hristiyanlar için değil Müslümanlar için de önemli Ani Tarihi Kenti. Örneğin ilk Türk camii izine de burada  rastlanır.

 

En önemlisi Anadolu’nun ilk Zerdüşt tapınağı Ateşgede yine Ani’de yer alıyor.

 

Kentin olduğu tepenin altı ve vadi tabanlarındaki mağaralar ise yaklaşık MÖ 4500 yıllarından beri kullanılan yerleşim ve mezar alanıdır.

Ani Antik Kenti Harikalarından birkaç tanesi şunlardır:

  • Tigran Honents Aziz Krikor Kilisesi
  • Ani Katedrali; Ebul Manucehr Camii
  • Ani Kız Kalesi
  • çift surlar
  • Halaskar Kilisesi
  • Ani İç Kalesi
  • Hrispimian Bakireleri Manastırı
  • Çocuk Prenslerin Mozolesi  Tigran Honents Aziz Krikor
  • Zerdüşt Ateşgedesi

İlk Gezginlerin Kaleminden Ani Kenti

“…bütün bu vahşi, viran, ıssız alanın, orasında burasında, tek tük harabesiyle, gezene, bu harap arazinin bir zamanlar bereketli, yoğun nüfuslu, ve uygarlık seviyesi çok yüksek bir halkın yaşadığı yer olduğunu hatırlatmak istermişçesine.”

– John Ussher

  1. yüzyılın başında, Ermenistan’ın çoğu, bilinmeyen, haritaya çizilmemiş ve keşfedilmemiş bir bölgeymiş. Seyahat koşulları oldukça zormuş çünkü yerleşilmemiş, haydutlarla dolu, yolları olmayan bir bölgeymiş. Buna rağmen, ya da belki de bu yüzden, Ermenistan’a giden Avrupalı gezginlerin sayısı, yüzyılın ilerleyen yıllarında artmıştır.

Ani Kenti Gezgin Yorumları

Bu yolculukların çoğu, sonbaharın sonlarında veyahut kış aylarında gerçekleştirilirmiş. Gerekçesini, gezgin Richard Wilbraham şöyle açıklar:

“Kürtlerin yaşadığı yerlerde yolculuk yapmak, kış aylarında, yaz aylarında olduğundan daha güvenlidir, çünkü ovaların, hayvan sürülerine otlak sağlayamadığında, köylerine çekilip, göçebe hayattan bir anlamda ayrılamayan nizamsız, yağmacı alışkanlıklarını geride bırakırlar.”

Ani harabeleri, şu gezginlerin yazılarında biraz ayrıntıyla işlenmiştir:

Sör Robert Ker Porter (Ani’yi 1817’de ziyaret etmiştir).

William Hamilton (Ani’yi 1836’da ziyaret etmiştir).

Kaptan Richard Wilbraham (Ani’yi 1837’de ziyaret etmiştir).

Charles Gordon (Ani’yi 1857’de ziyaret etmiştir).

John Ussher (Ani’yi 1860’larda ziyaret etmiştir).

Journal of the Royal Geographic Society gibi dergiler de Ermenistan’a yapılan seyahatlerden bahsetmektedir. JRGS’nin 1842 sayısında “Notes of a Tour in Armenia” (volume XII), K. E. Abbot’ın 1837’de Ani’ye yaptığı bir ziyaretin anlatısı vardır. Sargis Dgaleantz’ın 1842’de yayınladığı “Büyük Ermenistan’a Yolculuk” ve L. Alişan’ın 1855 tarihli “Büyük Ermenistan Tarifi” gibi Ermenice basılmış kitaplar da Ani’nin, artık çoğu, tarihi Ermenistan’ın dışında yaşayan Ermenileri tarafından yeniden keşfedilmesini cesaretlendirmektedir.

1839’da, Fransız Charles Texier, Ani’yi ziyaret etmiştir ve 1842’de Batının ilgisini Ermeni yapılarına çeken on büyük gravür sunan “Description de l’Armenie” adlı kitabını yayınlamıştır. Ani Antik Kenti Unesco Marie-Felicite Brosset’nin 1860’ta Sen Petersburg’da yayınlanan “Les Ruines d’Ani” adlı kitabı da önceki gezginlerin resimlerine dayandırılmış birçok Ani gravürünü içerir.

Ani kenti 2016 yılında Dünya Mirası Listesinde

Kent, 2012 yılında UNESCO tarafından Dünya Geçici Listesi’ne girdikten 4 yıl sonra Dünya Mirası Listesi‘ne dahil edilmiştir. İlk olarak Ermeni ailesi Gamsaragan’a ait bir yerleşke olarak kullanıldığı düşünülen antik kent daha sonra Hurriler, Urartular, Kimmerler, İskitler, Karsaklar gibi birçok farklı medeniyet tarafından da yerleşim yeri olarak değerlendirilmiştir.

Ani Harabeleri,  dünyanın en önemli antik kentlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Birçok medeniyetin izini taşıyan bu özel yer Kars’ın Ocaklı Köyü’nde Arpaçay Nehri boyunda bulunan harabelerin surlarının yapıldığı dönemde 4,5 km’ye kadar uzandığı belirtilmektedir. Büyük bir bölümü yıkılan harabelerin olduğu bölgede şu anda 8 kilise, 1 camii ve birçok eser ayakta durmaktadır.

Bölge geçmişten günümüze birçok doğal afet atlatarak günümüze gelmiştir. Şehirdeki birçok eser bu afetlere dayanamayarak yıkılmıştır. Günümüzde Ermenistan bölgesindeki taş ocaklarında patlatılan dinamitler de bu önemli antik kenti tehdit etmektedir.

Ani Harabeleri 2016 yılında Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır

Ani Harabeleri

Ani Antik Kenti

Kürdistan’ın Kuzeyinde bilinen ilk Ateşgede

Ani’deki en eski yapıdır. Kitabesi olmayan yapının 4. yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır. Surp Arak’elots Kilisesi ile Gürcü Kilisesi arasında yer almaktadır. Üst kısmı yıkılmış durumda olan yapı, yüksek silindirik kaideler üzerine oturtulmuş, dört büyük sütunun oluşturduğu baldaken şemaya sahiptir. Nikoli Marr’ın 1909 yılı kazısı sırasında gün ışığına çıkartılmıştır. Bu kazılardan sonra, ateşgede ihmal edilmiştir ve ona, Ani harita ve tariflerinde yer verilmemiştir.

Kalıntıların, M.S. birinci yüzyılın başı ile dördüncü yüzyılın ortalarına ait Zerdüşt “ateşgedesi” olduğu düşünülmektedir.

Ateşgede: Ateşe tapanların, Zerdüştlük inancına sahip olanların ateş yaktıkları tapınak. Tasavvufta; Sürekli hak aşkı ile yanan gönül anlamında kullanılır. Ani Harabeleri Ateşgede, İslamiyet öncesinde İran’da kutsal ateşin içinde yandığı yapı ya da alana verilen isimdir. Örtülü bir mekân zorunluluğu olmayan ateşgedenin mekânı, üstü açık özel bir kesim ya da doğal petrol sızıntısının yandığı bir alan da olabilir. Yapı olarak inşa edilmiş ateşgelerin temel örneği, dört masif ayaklı, üstü kubbeyle örtülü bir strüktürdür. Ani Antik Kenti Tromp geçiş öğelerine oturtulmuş kubbeleri ve masif taşıyıcılarıyla bu tür ateşgedeler, İslam döneminde kubbe sistemlerinin evrimini etkilemişlerdir. En ünlüsü Kars’taki Ani Harabeleri arasında yer alanıdır.