arama

Kürdistan Gazetesi

Kürdistan Gazetesi
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • Kundir

KÜRDİSTAN GAZETESİ (1898)

Kürdistan Gazetesi, Kürtler tarafından çıkarılmış ilk Kürtçe gazetedir. Dolayısıyla, Kürtbasın tarihinin, Kürdistan Gazetesi ile başladığını söyleyebiliriz. Bu gazete, bir grup veya aydın organizasyonu tarafından değil, Mikdat Mithad Bedirhan’ın bireysel çabalarıyla yayınlanmıştır. İlk nüshası 22 Nisan 1898‘de Mısır’ın başkenti Kahire’de çıkarılan gazetenin kuruluş günü, günümüzde “Kürt Gazeteciliği Günü” olarak kutlanmaktadır.

 

İlk beş sayısı Mikdat Mithad Bedirhan tarafından yayınlanan gazetenin sonraki sayıları, Mikdat Mithad Bedirhan’ın hastalığı nedeniyle kardeşi Abdurrahman Sami Bedirhan tarafından çıkarılmıştır.

 

Gazeteyi çıkaran Mikdat Mithad ve Abdurrahman Sami Bedirhan kardeşler, 1847 yılında önce İstanbul’a ardından da Girit’e sürgünedilen Kürt Botan Beyi Mîr Bedirhan’ın çocuklarıdır.
 
Mikdat Mithad Bedirhan
Kürdistan Gazetesi, Kürt edebî ve siyasi hayatında önemli bir rol oynamıştır. Kürt kolektif hafızasında önemli bir yer tutan Botan Aşireti’nin önemli temsilcilerinden olan aydın Mikdat Mithad bey, gazetenin ilk sayısının Fransızca ekinde gazetenin çıkış amacını şöyle ifade etmişti: “Günümüzde artık dünyada meydana gelen her türlü olayı gazeteler yazmakta. Birçok şeyi gazetelerden öğrenmekteyiz. Fakat ne yazık ki o kadar cesur, yiğit ve mert olan Kürtler böyle bir şeyden mahrumdurlar. Ben de siz Kürtleri dünyadaki gelişmelerden haberdar etmek, ilim ve marifetin yollarını göstermek, Kürtçe okuma yazmayı teşvik etmek için bu gazeteyi çıkarıyorum.” Bu cümleden, gazetenin misyonu konusunda net bir fikre sahip olmak mümkündür. Gazetenin çıkış amacı dünyada ve Osmanlı topraklarında meydana gelen olaylar hakkında Kürtleri bilgilendirmektir; çünkü Kürtlerin bu ihtiyacını karşılayacak bir yayın organı yoktu. Amacın sadece bilgilendirmekle sınırlı olmadığını, sonraki cümleden anlıyoruz.

 

İlim ve marifet yolunu göstermek ve Kürtçe okuma ve yazmayı teşvik etmektir. Bu nedenle, gazete,Kürtlerin kimlik, aidiyet ve övünç arayışlarının ilk örneğidir. Bütün zorluklara rağmen basımı ve dağıtımındaki misyonda, Kürtlerin kimlik ve anlam arayışı yatmaktadır.Gazetede çıkan yazılarda daha çok tarih, edebiyat ve din konuları işlenmiştir. Kürt tarihi ile ilgili yazılara, gazetenin 8. sayısından itibaren aralıksız olarak verilmiştir. Ayrıca, Ehmedê Xanî’nin

Mem û Zîn adlı eserinden kesitler, 2. sayıdan 21. sayıya kadar parçalar halinde gazetede yayınlanmıştır.

 

Gazetenin, Kürtlerin yaşadıkları sosyal ve ekonomik sorunlara ağırlık vermesi,Kürtler arasında benimsenmesini sağlamıştır. Nitekim bunun okuyucu mektuplarına da yansıdığı görülmektedir.

 

Gazetede okuyucu mektuplarına da yer verilmesi, gazetenin takipçileri ile okuyucuları arasında interaktif bir iletişim yolunu benimseyerek, onlarla daha derin bağlar oluşturmak istendiğini göstermektedir.Gazete, başlangıçta ayda iki defa çıkarılacağı duyurulduğu halde, muhabir sıkıntısı ve mali sorunlar nedeniyle düzenli çıkarılamamıştır. Gazetenin II. Abdülhamit karşıtı bir yayın politikası izlemesi ve muhalif gruplarla beraber hareket etmesi, Osmanlı topraklarında yasaklanmasına neden olmuştur. II. Abdülhamit dönemindeki yayın yasakları, baskı ve siyasal iklim, gazetenin Anadolu’da yayınlanmasını mümkün kılmamıştır. Bu nedenle, gazete, Osmanlı etkisinin büyük ölçüde zayıfladığı Mısır’ın Kahire kentinde yayın hayatına başlamıştır. Başlangıçta bir matbaaya sahip olmayan gazetenin, ilk üç sayısı El- Hilal Matbaası’nda basılmıştır. Sonraki iki sayı (4. ve 5. Sayılar) ise Çapxaneya Cerîdeyî Kürdistanda, yani Kürdistan Gazetesi Matbaası’nda basılmıştır.

 

Gazetenin kurucusu, Mikdat Mithad Bedirhan, hastalandıktan sonra, gazetenin yayın işleri-ni kardeşi Abdurrahman Sami Bedirhan devralmıştır. Gazete, Abdurrahman Sami Bedirhan döneminde, çok farklı merkezlerde düzensiz bir biçimde yayınlanmıştır. Düzenli çıkmayan gazete,Cenevre, Kahire, Londra ve çok sonraları Folkestone’da yayınlanmıştır.

 

Gazete, 6. sayıdan 19.sayıya kadar Cenevre’de basılmış, 20. sayıdan itibaren yeniden Mısır’a taşınmıştır. Gazetenin basımı 23. sayıya kadar burada yapılmıştır. Daha önce 15 günde bir yayınlanması düşünülen gazete, 24. sayıdan itibaren Londra’ya taşınmış ve ayda bir kez yayınlanmaya başlanmıştır. 30.sayıya kadar Londra/Folkestone’da yayınlanan gazetenin 30. ve 31. sayıları tekrar Cenevre’de yayınlanmıştır.

 

Toplam 31 sayıya ulaşan gazetenin, yayınının durdurulduğu tarih konusunda çelişkili bilgiler bulunmaktadır. Celilê Celil, gazetenin çıkış ve kapanış tarihlerini 1898-1908 olarak verirken, birçok kaynak ise kapanış tarihini 1902 olarak vermektedir. Gazetenin son sayısı olan 31. sayının 1902’de çıkmış olması, Kürdistan gazetesinin bu tarihte kapandığı tezini güçlendirmektedir

 

Kürdistan Gazetesinin yaşadığı zorluklar sadece yasaklar ve mali sorunlarla sınırlı değildi. Cenevre, Kahire veya Londra’da basılan bir gazetenin, Diyarbakır, Van veya Kerkük’e ulaşmasının zorlukları hayal bile edilemez. Modern postacılık ve dağıtım sistemlerinin olmadığı bir dönem-de, yasakların ve mali zorlukların boyutu göz önüne alındığında, böyle bir yayıncılığın çılgınlık olduğunu söyleyebiliriz. Bütün bunlara rağmen bu tür bir yayıncılıktaki ısrar, gazeteyi çıkaranların güçlü idealizm ve inanmışlığı ile izah edilebilir.
Kürdistan Gazetesinin dağıtılması ve okunması Kürtlerin yaşadığı birçok yerde yasaklanmıştı. Buna rağmen gazete, gizli yollardan Kürtlerin yaşadığı coğrafyaya ulaştırılmıştır. Örneğin gazetenin Diyarbakır bölgesine ulaştığını söyleyen Abdurrahman Bedirhan, buradan kendisine 200 kuruşun gönderildiğini belirtmiştir.

 

 Kürdistan Gazetesi
Kürdistan Gazetesinin dağıtımı, oldukça geniş bir coğrafyada yapılmıştır. Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları kentlerin yanı sıra, Şam’da, Adana’da ve çeşitli Avrupa kentlerinde de dağıtımı yapılmıştır. Gazetenin yaşadığı zorluklar, sadece baskı ve dağıtım ile ilgili sorunlardan ibaret değildi. Basım ve dağıtımın engellenmeye çalışılmasının yanında, gazeteyi tedarik eden veya satın alan kişilerin de önemli yaptırımlarla karşı karşıya olduğu anlaşılmaktadır. Bu gazeteyi satın alanlara sert cezaların uygulandığı anlaşılmaktadır.

 

Nitekim gazetede yayınlanan bir okuyucu mektubunda, gazetenin Diyarbakır’a ulaştığı ifade edilmekte ve gazeteyi temin edenlerin yaşadıkları zorluklara değinilmektedir. M.Ş. adlı şahsın gönderdiği mektupta şöyle denilmektedir:
İki-üç aydan beri Kürdistan gazetesi yurdumuza geliyor. Ne var ki hükûmet memurları, onu özgürce okumamıza imkân vermiyorlar; bizden alıyorlar; kimin elinde görürlerse o adamı hapse atıyorlar,ona işkence yapıyorlar.

 

 
Osmanlı Devleti hükûmeti, gazetenin yayınlarından rahatsız olmuş ve yayın faaliyetlerinebir son vermek için Mikdat Mithad Bedirhan’ın Mısır’dan çıkarılmasını istemiştir. Bu durumdanrahatsız olan Mikdat Mithad Bedirhan, Sultan Abdülhamit’e yönelik eleştirilerinin birinde Kürdistan gazetesinin serbest bırakılması konusunda şöyle seslenmiştir: ‘‘Kürtlerin yarısı bile etmeyen Ermeniler ve Türkler(Romlar) gazete sahibi olabiliyorlar ve her şeyden haberdar olabiliyorlar da Kürtler neden olamıyorlar?

 

Kürdistan Gazetesi

 

Düzenli olarak çıkarılmayan Kürdistan gazetesinde dil olarak Kurmancî lehçesi tercih edilse de, Sorani lehçesiyle de şiirler yayınlanmıştır.

 

Sade bir üslupla yazılan gazete, hedef kitlesinin eğitim durumunu göz önünde bulunduran bir yayın politikası takip etmiştir. Dört sayfadan oluşan gazete, küçük formlarda ve dört sütün olarak basılmıştır. Gazete yaklaşık iki bin adet basılıyordu. Bugünün gazete tirajları ile kıyaslandığında, küçük gözüken bu rakam, o dönem için küçümsenmeyecek bir trajdı.
 

 

Gazetenin yayın politikasını üç farklı döneme ayırmak mümkündür: Ilımlı ilk dönem, İstanbul hükûmetinin sert bir şekilde eleştirildiği ikinci dönem ve Jön Türklerle daha sıkı ilişkilerin kurulduğu ve beraber hareket edildiği üçüncü dönem. Bu dönemler, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin yaşadığı siyasi iklim değişikliklerini de karakterize etmektedir. Osmanlı Devleti’nin sürekli toprak kaybına uğraması ve farklı etnik grupların bağımsızlığını ilan etmesi, devletin içe kapanmasına neden olmuştur, Bu durum aydınlar tarafından yoğun olarak eleştirilmiş ve baskının artmasına bağlı olarak da eleştirinin dozajı artmıştır.Gazetenin ilk dönemi Mikdat Mithad Bedirhan tarafından yayınlanan ilk beş sayıyı kapsamaktadır. Bu dönemde gazete, keskin bir siyasi duruş sergilemekten kaçınmış, daha uzlaşmacı bir dil kullanmıştır. Haber ve yorumlar daha çok eğitim, dil ve kültür konularına odaklanmış, Osmanlı Devleti hükûmetine karşı eleştirel bir dil kullanılmamıştır. Kürtler arasında okur-yazarlığı yükseltmek ve kültürel değerleri hakkında farkındalığı arttırmak gazetenin yayın politikasının özünü oluşturmuştur. Mikdat Mithad Bedirhan, yazı ve yorumlarında ayet ve hadislerden örnekler vererek argümanlarını güçlendirmeye çalışmıştır. Böylelikle hem tehdit algısını azaltmaya çalışmış hem de siyasi meşruiyet sorununu ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

 

Mikdat Mithad Bedirhan, gazetenin ilk sayısının Fransızca çıkarılan ekinde gazetenin çıkış amacını ve görevini şöyle açıklamıştı:
Günümüzde artık dünyada meydana gelen her türlü olayı gazeteler yazmakta. Birçok şeyi gazete-lerden öğrenmekteyiz. Fakat ne yazık ki o kadar cesur, yiğit ve mert olan Kürtler böyle bir şeyden mahrumdurlar. Ben de siz Kürtleri dünyadaki gelişmelerden haberdar etmek, size ilim ve marifetin yollarını göstermek, Kürtçe okuma yazmaya teşvik etmek için bu gazeteyi çıkarıyorum.
 
Burada hem Kürtlerin cesaret, mertlik ve yiğitliğine vurgu yapılmakta, hem de yaşadıklarımahrumiyete vurgu yapılmaktadır. Kürtlerin haber alma ve öğrenme hakkına değinen, Mikdat Mithad Bedirhan, gazete ile aynı zamanda Kürtlerin kendi dil ve kültürlerini öğrenmelerini sağlamayı amaçladığını ifade etmiştir. Mikdat Mithad Bedirhan, Batı dünyasındaki gelişmelerin farkında olarak hem Kürtler arasında ortak bir bilinç oluşturulmasına, hem de kendi kültürel özgünlüklerinin ortaya koyulmasına aracılık yapmak istemiştir. Nitekim Kürtlerin eğitim düzeylerini yükseltmeye büyük önem veren Kürdistan gazetesinde, Kürtlerin kasıtlı olarak cahil bırakıldığı ifade edilmiş ve Kürt halkından eğitime önem vermeleri istenmiştir. Gazetenin kurucusu Mikdat Mithat Bedirhan, eğitimle ilgili şunları söylemiştir:

 

Bu gazeteyi oluştururken, kendi milletimden insanlara okuma sevgisi aşılamayı, halkın, çağdaş ileri medeniyetle tanışmasını ve kendi edebiyatını tanımasını amaçladım. Mısır’da kalarak Kürdistan’da olan biteni görmek ve gurbetteki bu gazeteyle halkımın çıkarlarına hizmet etmek, onun kültür seviyesini yükseltmek istiyorum.

 

Benedict Anderson, matbaanın icadı ile farklı coğrafyadaki insanların, neşriyat yoluyla ortak aidiyetler oluşturduğuna vurgu yapar. Mikdat Mithad Bedirhan, bu ifadeleri ile sadece eğitime adanmışlığı beyan etmemektedir. Aynı zamanda, Kürtler arasında ulusal bir bilinç oluşturma ve bir milletin kendi kültür ve medeniyetini tanıyarak, geleceğe yürüme arzusunu dile getirmektedir. Dolayısıyla, Kürdistan gazetesi uzak coğrafyalardaki Kürtler arasında ”biz” bilincini oluşturmaya yönelik bir çabayı ifade eder. Kürdistan gazetesindeki eğitim vurgusu aslında Kürt aydınlanması konusundaki arzuyu da açığa vurmaktadır. Nitekim, eğitim, kültür ve tarih vurgusu, daha sonra çıkacak olan Kürt gazete ve dergilerinde de sıkça işlenen bir konudur. Gazetenin eğitime verdiği desteğin bir başka örneğini, o dönemde Ermeni gazetelerinde görmek mümkündür. Celilê Celil’e göre, dönemin Ermeni gazetelerinden ‘Anahid’ (1900) gazetesi Kürdistan gazetesinin bu çabasını alkışlamakta ve Kürtlerin cehaletinin sorumlusu olarak Osmanlı Devleti’ni göstermektedir. Bu konu, gazetede şu ifadelerle yer bulmuştur: 

 

Kürdistan’ın hemen her sayısının başyazısı, eğitimin önemi ve gerekliliği üzerine kaleme alınmış nasihatlerden oluşuyor. Bu makaleler, Kürt toplumuna heyecanla davette bulunuyor, cesaret veriyor ve onların kalbini kazanıyordu. Kürdistan gazetesi, olaylarla kanıtlıyor ki, Kürtlerin cahilliğinin yegâne sebebi Türk devletidir. Çünkü karmaşık politik soruların çözümü için Kürtlerin cahil bırakılması Türklerin işine geliyor, bundan dolayı ‘Kürdistan’, Kürtleri uyanmaya ve haklı taleplerini devlete sunabilmek için eğitimi yaygınlaştırmaya çağırıyor.

 

 
Dolayısıyla, Kürdistan gazetesinin ilk beş sayısının temel vurgusunun eğitim, kültür ve tarih olması, onun tamamıyla apolitik bir yayın politikası takip ettiği anlamına gelmemektedir. Her ne kadar, güncel siyasi konulara fazla yer verilmese ve hükûmet politikalarına açık eleştiriler getirilmese de, gazete Kürtler arasında bir ortak tarih ve kültür anlayışı geliştirmeyi önemsemiştir. Böylelikle, Kürtler arasında ortak hafıza oluşmasına katkı sağlayan bir işlev görmüştürNitekim Kürdistan gazetesinin ikinci dönemi, daha politik bir tutumun sergilendiği bir dönemdir.

 

Bu dönemde, gazetenin yönetimini kardeşi Mikdat Mithad Bedirhan’dan alan Abdurrahman Sami Bedirhan, Osmanlı Devleti hükûmetini ve II. Abdülhamit’i açıktan eleştirmeye başlamıştır. Jön Türkler ile beraber hareket eden Abdurrahman Bedirhan, Mikdat Mithad Bedirhan’a göre daha politik bir tutum sergileyerek, İstanbul hükûmetinin icraatlarını sert bir şekilde eleştirmiştir. Abdurrahman Bedirhan’ın daha eleştirel bir tutum sergilemesi, onu benzer siyasal hedefi paylaştığı Jön Türklere daha da yaklaştırmıştır. Zaten sonraki dönemde, Jön Türkler ile beraber hareket etmiş ve daha net bir muhalif pozisyon benimsemeye başlamıştırGazetenin üçüncü dönemi Abdurrahman Bedirhan’ın Jön Türkler ile beraber hareket etmeye başladığı 1900’den sonraki dönemdir. Hatta bu yakınlaşma, Kürdistan gazetesinin bir Jön Türk gazetesi olabileceği tartışmasını dahi başlatmıştır.

 

Kürdistan gazetesinin bir süre için İttihat ve Terakki’nin matbaasında basılmış olması ve Jön Türklerin 1902’deki kongresi için uzun bir yazı yayınlamış olması bu iddiayı güçlendirmektedir. Naci Kutlay “İttihat Terakki ve Kürtler” adlı kitabında, Abdurrahman Bedirhan’ın İttihat ve Terakkiciler ile tam bir uyum içinde olduğunu belirtmiş ve İttihatçıların çıkardığı Osmanlı gazetesinde de aktif bir rol oynadığını söylemiştir.

 

Bu bakımdan, Abdurrahman Bedirhan’ın Jön Türklerle yakın teması, ve merkezi hükûmete yönelik muhalif tutumu, gazetenin siyasi duruşunun giderek Jön Türklere benzer bir çizgiye kaymasına neden olmuştur.Osmanlı Devleti’nin son döneminde Avrupa’nın değişik şehirlerinde sürgün hayatı yaşayan Kürt ve Ermeni aydınlarının yakınlaşmaları, gazetelerin yayın politikalarına da yansımıştır. Ermeni ve Kürt aydınları arasındaki yakınlaşmanın temeli, otoriter bir nitelik kazanan merkezi Osmanlı Devleti hükûmetine olan muhalefette yatmaktadır. Nitekim Ermenilere ait
Anahid gazetesi de, Kürtlerin geri kalmalarından merkezi Osmanlı Hükûmeti’ni sorumlu tutmuş ve yayınlarında buna yer vermiştir. Benzer bir yayın politikasının Kürdistan gazetesi tarafından da takip edildiğini görmekteyiz. 

 

Kürdistan gazetesi, birçok sayısında Kürt-Ermeni ilişkilerine yer vererek bunu önemsediğini göstermiştir. Gazete, genel bir yayın politikası olarak Kürt ve Ermeni halklarının yakınlaşmalarına büyük değer vermiştir. 1890’larda Kürt-Ermeni çatışmalarının hafif dozda sürüp gitmesine bazı Kürtler ilgisiz kalırken, özellikle yurt dışına kaçan ve Jön Türk hareketine yakınlık duyan Küraydınları, Ermeni-Kürt çatışmalarını engellemek için Kürt halkına basın aracılığıyla seslenmiş ve bu çatışmaları engellemeye çalışmıştır. Kürtlerin Ermeniler ile iyi anlaşmaları gerektiğini söyleyen Abdurrahman Sami Bedirhan, gazetenin 1900 yılındaki bir sayısında, Kürtlere yönelik bir çağrıyı Kürtçe-Türkçe olarak yazmıştır. Bu çağrı, Ermeni Troşak gazetesinin Haziran 1901 tarihli sayısında tekrar yayınlanmıştır. Buna benzer çağrıları dile getiren, Jön Türk hareketinin beş kurucusundan biri olan Dr. Abdullah Cevdet,Kürtlerin Ermeniler ile iyi geçinmeleri gerektiğini belirtmiştir. Osmanlı yönetiminin Kürt ağalarını kullandığını dile getiren Cevdet, Kürtlerin bu durumun farkına varmaları gerektiğini belirtmiştir.

 

 

Kürdistan gazetesi, Kürt basın tarihinde bir dönüm noktasını ifade eder. Mali sorunlarla ve siyasi baskı altında yayın hayatına sürgünde başlayan gazete, Kürt yayıncılığının ilk temsilcisidir. Gazete, hem çıkaranların kimlikleri hem de temas halinde oldukları siyasi akımların pozisyonlarını yansıtan bir yayın politikası takip etmiştir.Gazetenin kurucuları ve yayıncıları Bedirhan kardeşler, Osmanlı Devleti’nin merkezileşen devlet yapısı nedeniyle, siyasal etkinliği budanmış Bedirhan aşiretinin temsilcileridir. Aile, Osmanlı Devleti yönetimine muhalefetinden dolayı sürgüne gönderilmesine rağmen bu tutumundan vazgeçmemiştir. Bu muhalif tutum, onları rejimin diğer muhalifleri olan Jön Türklere ve başta Ermeniler olmak üzere diğer azınlık gruplarına yaklaştırmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, diğer muhalefet grupları gibi Kürtlerin de muhalifleri daha çok elit bir zümreden gelmiş ve Batılı tarz-da (Avrupa veya Osmanlı Devleti sınırlarındaki modern eğitim kurumları) eğitim almış kişilerden oluşmaktadır.

 

Kürdistan gazetesinin yayın politikası, yayıncılarının muhalif kimlikleri, temas halinde oldukları siyasi hareketler ve etkileşim halinde bulundukları etnik grupların etkilerini yansıtır. İlk zamanlarda daha az bir politik yaklaşım sergileyen gazete, daha sonra muhalif çizgisini daha açık bir şekilde ifade eder olmuştur. Bu nedenle, Osmanlı Devleti hükûmetinin baskılarına ve yasaklamalarına maruz kalmıştır. Gazetenin Kahire, Cenevre ve Londra gibi farklı yerlerde basılması, bu baskıları ve yayınında yaşanan zorlukların düzeyi konusunda ipuçları vermektedir.
Nisan 1898 tarihinde Kahire’de yayın hayatına başlayan gazete, uzun süre direnememiş ve 14 Mart 1902 tarihinde yayın hayatına son vermiştir. Ancak şu çok net ki, Kürdistan gazetesini çıkaranlar, Kürt ulusal bilincini oluşturmada ilk adımları atarak, kolektif bir kimlik inşasının yapıtaşlarını oluşturmuşlardır. Gazetenin içeriği, sadece Kürtlerin değişim ve yeni gelecek arayışlarını değil, aynı zamanda dönemin siyasi tartışmalarına, farklı gruplar arasındaki ilişkilere (Kürtaydınları-Jön Türkler-Ermeniler) ve Osmanlı Devleti yönetimine yönelik muhalefete de ışık tutmaktadır.




  • Mustafa Barzani'nin Son Yılları-David A. Kron | Kundir
    9 ay önce

    […] Barzani yakınındakilere eve dönme isteğini söyleyerek, bu İran Kürdistanı da olsa, Kürdistan topraklarında ölmek istediğini söyledi. Doskî’ye uçakla ilgilenme görevi verildi. […]

    7
    yorum beğen